Öncelikle JİKAD tarafından düzenlenen “Japonya Tanıtım ve Japonca Konuşma Yarışması” için hazırladığım blog sayfama hoşgeldiniz.
Üniversitede ikinci yabancı dil olarak Japoncayı seçmeden önce ne Japonya ile ne de Japon kültürü ile uzaktan yakından alakam yoktu. Bir mühendis adayı olarak Japoncanın mesleki hayatıma farklı bir katkısı olur diye düşünerek Japonca öğrenmeye başladım. Başlarda pişman olmadım değil tabi ki. Hele ki Kanji öğrenmeye başlayınca! Aman Allahım ben neye bulaştım böyle dedim bir kendi kendime, bulamadın mı başka kolay ve güzel dillerden kendine diye her sınav öncesi şikayet etmişliğim var maalesef. Fakat hem dil ile hem de kültürle alakalı onca şeyi öğrendikçe iyi ki dediğim zamanlar keşkelerimi yener. Bir kere farklı bir pencere konusunda haklıydım. Okulumuzda ikinci yabancı dil zorunluluğu olduğu için farklı farklı diller öğrenen birçok arkadaşım var ve onlarla konuştukça Japoncanın bana neler kattığı daha çok çıkıyor ortaya.
Japonca öğrenmeye başladıktan sonra ilk olarak her yaşıtım gibi anime izlemeye ve manga okumaya başladım. Ne de olsa Japonya denildiğinde ilk akla gelen şeylerden ikisi anime ve manga. Japonca öğrenmeye devam ettikçe hem ders için hem de ilgi çekici bir kültür olduğu için Japon kültürü ve Japonya hakkında birçok araştırma yaptım. Özellikle Japon toplumu ve toplumda kadının yeri ve değeri üzerine öğretmenlerimin başını çok ağrıtmışımdır. Feminist bir kadın olarak vazgeçemeyeceğim tartışma konularından biridir ve sabırla benimle deneyimlerini paylaşan, anlatan öğretmenlerime buradan bir teşekkürü borç bilirim. Neyse konumuz popüler ve geleneksel Japon kültürü, konudan sapmayalım.

