Jikad Yarışma http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu Wed, 26 Feb 2014 19:00:44 +0000 en-US hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.8.5 JAPON MİTOLOJİSİ II http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/26/japon-mitolojisi-ii/ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/26/japon-mitolojisi-ii/#comments Wed, 26 Feb 2014 13:45:51 +0000 http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/?p=68 Continue reading]]> İzanagi, Ölüler diyarının kapısında İzanami’nin gelmesini bekledi. Ancak ne kadar beklerse beklesin, İzanami kapıdan çıkmadı.

“Neden gelmiyor bir türlü? Bir an önce onunla buluşmak istiyorum.”

İzanagi artık bekleyemez olmuştu. İzanami’nin “Asla girmemelisin” demesine rağmen, karanlık Ölüler diyarına girdi. İzanagi, İzanami’yi arayarak hızlı hızlı karanlık yollarda yürüdü. Ve İzanami oradaydı:

“Ah, İzanami!”

Fakat bu İzanami, yaşadığı sürece muhteşem olan İzanami değildi. İzanami’nin vücudu kirli, pis kokuluydu ve etrafında pek çok küçük böcek dolanıyordu. İzanagi şaşırdı ve koşarak kaçtı.

“Asla girme dememe rağmen… Pis vücudumu gördün değil mi?”

İzanami, tamamen korkunç bir yüz ifadesiyle koşarak ardından geliyordu. Ölüler diyarının şeytanları da beraberindeydi.

İzanagi kaçtı. Koşa koşa sonunda ölüler diyarının kapısına ulaştığında, orada büyük bir şeftali ağacı bulunuyordu. İzanagi, ağaçtan şeftaliler kopartarak şeytanlara fırlattı. Şeytanlar ölüler diyarına geri kaçıştılar. Ancak İzanami kaçmadı. Koşmaya devam etti. Koşarken de bir yandan yüksek sesle şöyle dedi:

“İzanagi, bekle! Pis varlığımı gördüğüne göre senin gitmene izin veremem!”

İzanagi, ölüler diyarından çıkınca, oradaki büyük bir kayayı, ölüler diyarının kapısı önüne itti. Bu şekilde İzanami çıkamayacaktı. İzanami, kayanın arkasından seslendi:

“Bu yaptığına cevaben, her gün bin kişiyi öldüreceğim!”

“Sen bin kişiyi öldürdükçe, ben her gün bin beş yüz kişi yaratacağım!”

İzanami, mecburen Ölüler diyarına geri döndü. Bu zamandan sonra, dünyada her gün bin kişi ölürken bin beş yüz kişi doğar oldu.

YamataNoOrochi

3.            Gökyüzünün taştan kapısı

İzanagi sonunda İzanami’den kaçabilmişti. “Of, gerçekten de çok ürkütücüydü.”

Ölüler diyarından kaçan İzanagi, kirlenen vücudunu yıkamak için nehre girdi. Sol gözünü yıkayınca “Amaterasu”,  sağ gözünü yıkayınca “Tsukuyomi”, burnunu yıkadığında “Sukinoo” adlı tanrılar doğdu. İzanagi çok mutlu olmuştu;

“Oh, çok iyi tanrılar doğdu”.

Böylece üç tanrıyla konuştu: “Amaterasu, gökyüzü ülkesi Takamagahara’ya git. Tsukuyomi, akşam ülkesine git. Susanoo, sen de deniz ülkesine git.”

Amaterasu ve Tsukuyomi, İzanagi’nin emrettiği gibi yaptığı halde, Susanoo, deniz ülkesine gitmek istemediğini söyleyerek her gün sadece ağlar oldu. Babası İzanagi, sinirlendi.

“İşini bile yapmadan sadece ağlıyorsun madem, derhal burayı terk et!”

Babası tarafından azarlanan Susanoo,

“Demek öyle! Amaterasu abime giderim ben de!” diye düşündü.

Susanoo, Amaterasu’nun bulunduğu Takamagahara’ya gitti. Amaterasu, Susanoo’ya “Takamagahara’da yaşayabilirsin” dedi. Bu sayede Susanoo, Takamagahara’da yaşamaya başladı. Susanoo, burada da hiçbir iş yapmıyordu. Her gün pirinç ve sebze tarlalarının arasında boş boş dolanıyor, tanrıların evlerine kirli şeyler atıp duruyordu. Bir gün, Susanoo yürürken bir evin içinden kumaş dokuma sesi geldi. Susanoo bakınca, tanrılar için kumaş dokuyan bir kadın gördü. Susanoo, odaya bir ölmüş at fırlattı. Kadın çok şaşırdı. Ve dokuma tezgahına çarparak öldü.

Amaterasu, kardeşi Susanoo’dan korkmaya başladı. Ve “Gökyüzü mağarası” denilen bir mağaranın içine girdi. Amaterasu, ışık tanrısı olduğu için, bundan sonra dünya karanlığa büründü. Pirinç ve sebze yetişmez oldu, yalnızca kötü şeyler gerçekleşmeye başladı.

Bu duruma endişelenen tanrılar bir toplantı yaptı ve ne yapılması gerektiği üzerine konuştular. Tanrıların biri, iyi bir yöntem düşündü. Tanrılar, önce, “Gökyüzü mağarası”nın önüne yanlarında çok sayıda tavuk ile gittiler. Tavuklar yüksek sesle gıdaklıyordu. Sonra genç bir tanrıça, Gökyüzü mağarasının kapısının önünde eğlenceli bir dans gösterisi yaptı. Tanrıçanın dansını izlerken, tanrılar el çırparak bağırarak güldüler. Bu kahkahaları duyan Amaterasu, mağaranın kaısını hafifçe aralayarak dışarıdaki tanrıları dinledi.

“Çok kalabalık…Benim olmamama rağmen neden bu kadar eğleniyorsunuz ki?”

“Amaterasu’dan daha müthiş bir tanrı geldiği için hepimiz çok mutluyuz.”

“Benden daha müthiş bir tanrı mı? Nasıl yani??”

Amaterasu, mağara kapısını biraz daha araladı. Bu sırada, iki tanrı, büyük bir aynayı Amaterasu’nın yüzünün önüne itti. Amaterasu’nun yüzü oraya yansıdı. Amaterasu, gördüğünün, yeni tanrı olduğunu sandı.

“Nasıl bir tanrı bu? Daha yakından bakayım” dedi.

Amaterasu, yeni tanrıyı daha iyi görmek için, vücudunu hafifçe mağaradan çıkarttı. O zaman güçlü tanrılar, Amaterasu’nun kolunu yakalayıp onu dışarıya çekti. Işık, dünyaya geri döndü.

Tanrılar, Susanoo’ya seslendi: “Sen sadece kötü şeyler yapıyorsun. Takamagahara’dan defol!”

Susanoo, Takamagahara’yı terk etmek zorunda kaldı.

4.            Yamatanoorochi (8 başlı, 8 kuyruklu yılan)

Susanoo, Takamagahara’dan kovulunca, bunun bir altında bulunan Ashiharanonakatsukuni’ye (Yeryüzü ülkesi) indi. Susanoo’nun indiği yer, İzumo (şimdiki Shimaken) denilen bir bölge idi. Orada büyük bir nehir vardı. Susanoo, nehir kenarında yürürken, akıntıyla yemek çubukları geldi.

“Ah, buraya yakın insanlar olmalı.”

Susanoo, yemek çubuklarının geldiği yöne doğru yürüyerek gitti. Daha yeni yürümeye başlamıştı ki, birinin çığlıkları duyuldu. Susanoo, sesin geldiği yöne doğru gitti. Orada genç ve çok güzel bir kız ile anne ve babası ağlamaktaydı.

“Ne oldu size?” diye sorunca Susanoo, kızın babası konuşmaya başladı.

“Köyümüze ‘Yamatanoorochi’ denilen sekiz başlı büyük bir yılan geliyor. Her yıl bir kızımızı yiyor. Bizim sekiz kızımız vardı, şimdi sadece burada gördüğünüz kızımız kaldı. Bu akşam, Yamatanoorochi, yine buraya gelecek. Bu kızcağızı muhakkak yiyecek. İşte bu yüzden ağlıyoruz.”

Susanoo, “Ben kızınızla evlenmek istiyorum. Eğer kızınızı bana verirseniz, onu kurtarmam mümkün olabilir.” dedi.

Kızın babası: “Affedersiniz ama siz de kimsiniz?”

“Ben Amaterasu’nun kardeşiyim. Kısa zaman önce cennetten buraya indim.”

“Böylesine müthiş bir kişi demek?! Memnuniyetle kızımı size veriyorum”.

Susanoo, kızın anne babasına şöyle dedi: “Buraya sekiz varil ve güçlü bir sake getirin. Sonra sakeyi sekiz varilin içine doldurun.”

Akşam olduğunda, kızın babasının söylediği gibi, Yamanoorochi geldi. Yamatanoorochi, sakeyi bulunca, hemen her bir başını bir varilin içine sokuverdi. Lezzetin tadına vararak yudum yudum içmeye başladı. Sonra da sarhoş olup, sızdı.

Susanoo, sekiz başın her birini kılıcıyla kesip koparttı. Yamatanoorochi’nin kanıyla, nehir kırmızıya bulandı.

Susanoo, güzeller güzeli kız ile evlendi ve mutlu yaşadı.

5.            İnaba tavşanı

Evlenen Susanoo’nun pek çok çocuğu oldu. Sonra da pek çok torunu oldu. Torunlarından biri Ookuninushi idi. Ookuninushi’nin çok sayıda abisi vardı. Bir gün ağabeyleri, yakındaki İnaba şehrinde, Yagamihime adlı çok güzel bir kızın yaşadığına dair bir hikaye duydu ve Yagamihime ile evlenmek için İnaba’ya gitmeye karar verdiler.

Hep birlikte İnaba’ya giderken, ağabeyleri şöyle dedi:

“Ookuninushi, tüm bavulları al.”

Ookunushi, ağabeylerinin tüm bavullarını aldı. Bavullar çok ağır olduğu için, ağabeylerinin ardından yavaşça yürüyerek geliyordu.

Birazdan denizin yakınına geldi. Bir tavşanın sesini duydu. Tavşanın bedeninde hiç tüy yoktu. Sırtı ve karnı kızarmıştı ve “ağrıyor, ağrıyor” diye inliyordu.

“Ne oldu sana böyle?” dedi nazik bir sesle Ookunushi.

Tavşan bir yandan ağlarken bir yandan yanıtladı:

“Ben şurada görünen Okino adasındaydım. Okino adasından hep İnaba’yı görüp

‘ Ahh, şu İnaba’ya bir gidebilsem’ diye düşünürdüm. Ama buraya gelmek için denizi geçmek gerektiğinden gelemiyordum. Yüzemediğim için asla gelemeyeceğimi sanıyordum. Sonra bir gün çok iyi bir fikir geldi aklıma. Denizde yaşayan bir köpekbalıklarıına seslendim ve onlaraa şöyle dedim:

‘Sizin ne büyük bir aileniz var böyle. Ama biz tavşanların ailesi daha büyük diye düşünüyorum.’

Bunun üzerine köpekbalıkları şöyle dedi:

‘Kesinlikle öyle değil! Bizim ailemiz, siz tavşanlarınkinden çok çok daha büyüktür!’

Ben tekrar konuştum: ‘Buradan İnaba’ya kadar sıraya girin bakalım. Köpekbalığı ailesi kaç kişidir, böylece sayalım.’

Köpekbalıkları, tüm ailelerini çağırdılar ve İnaba’ya kadar sıraya girdiler. ‘Bir, iki, üç..’

Ben de sayarken köpekbalıklarının sırtlarından karşıya geçmeye başladım. Son köpekbalığının sırtındayken, şöyle düşündüm:

‘İnaba diyarına ulaştım! Gerçekten de çok zekiyim!’

Ve büyük bir sevinçle şöyle dedim: ‘Hey, aptal köpekbalıkları, sayınızı saymak bir yalandı. Ben bu ülkeye geçmek istemiştim sadece.’

Köpekbalıklarının sırtından aşağı atlarken, sondaki köpekbalığı bacağımı ısırdı. Ve tüm vücudumdaki tüyleri koparttı.”

Tavşan hikayesine devam etti:

“Bir süre önce buradan bir çok tanrı geçti. Beni görünce bu tanrılar şöyle dedi: ‘Vücudunu deniz suyuyla yıkamayı dene.’ Söyledikleri gibi yaptığımda acılarım öncesine göre daha çoğaldı. Aahh, çok acıyor, çok acıyor.”

Hikayeyi dinleyen Ookuninushi, tavşana şöyle dedi:

“O tanrılar benim ağabeylerimdir. Yagamihime ile evlenmek için yola çıktılar. Güzel tavşan… Sana yardım edeceğim. Benim söylediğim gibi yap. Önce vücudunu nehrin suyunda güzelce yıka. Ondan sonra su kamışı çiçeklerini bolca toplayıp yere koy ve bunların üzerine yatarak uyu.”

Tavşan bunları yapınca acıları azaldı ve önceki gibi beyaz tüyleri hemen çıktı. Tavşan, Ookuninushi’ye şöyle dedi:

“Çok teşekkür ederim. Sen gerçekten de çok iyi birisin. Yagamihime, ağabeylerinle değil, kesinlikle seninle evlenmeli.”

Aynı, tavşanın söylediği gibi, Ookuninuchi, gerçekten de Yagamihime ile evlendi.

Shimaneken’de bulunan İzumo tapınağının tanrısı, işte bu Ookuninushi’dir. İzumi tapınağının, kojikinin yazıldığı dönemde inşa edilen bir tapınak olduğu söylenmektedir.

ookuninushi

]]>
http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/26/japon-mitolojisi-ii/feed/ 0
JAPONCA VE TÜRKÇE: ORTAK DEYİMLER II http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/26/japonca-ve-turkce-ortak-deyimler-ii/ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/26/japonca-ve-turkce-ortak-deyimler-ii/#comments Wed, 26 Feb 2014 10:04:54 +0000 http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/?p=63 Continue reading]]> Japonca ve Türkçe’deki benzer deyimlerin incelemesine devam edelim:

Hayvanlar

Bir taşla iki kuş vurmak” deyimi, Japonca’da da Türkçe’de de aynıdır.

Uyuyan yılanı uyandırma!” sözü Japonca’da nasıl söylenir dersiniz? “Çalıdaki yılanı dışarı çıkartma!”

Türkiye’de en bol bulunan hayvanların kedi-köpek olması sebebiyle sanıyorum, Japonlar’ın “köpekle maymunun arası” olarak ifade ettiği deyim, Türkler tarafından “kedi-köpek gibi” şeklinde kullanılır. Japonca’da “kediye para” şeklinde söylenen deyim, Türkçe’de “eşek hoşaftan ne anlar” olarak yine hayvan imgeleriyle aynı anlamı vermektedir.

Kitap kurdu”, Türkçe’de ve İngilizce’de sık kullanılan bir deyimdir. Japonca’da ise bu kişilere “kitap böceği” denir. Neredeyse aynı değil mi?

Türkçe’deki “balık istifi”, Japonca’da “sushi gibi dizilmiş”tir. Görüldüğü üzere bu da hemen hemen aynıdır.

Türkçe’de “kuş uçmaz kervan geçmez” diye tariflediğimiz ıssız yerleri anlatırken, Japonca’da “kuşların bile uğramadığı” denir.

Kendisine söyleneni sorgulamadan yapan anlamında kullanılan “koyun gibi” ifadesi, her iki dilde de aynıdır.

 Doğa

Türkiye’de çok sık kullanılan ve küçük birikimlerin büyük şeylere dönüştüğü anlamını taşıyan “damlaya damlaya göl olur” sözü, Japonya’da “biriken tozlardan dağ olur” şeklinde söylenmektedir. Türkiye’de en yaygın meyve elma olduğu için belki de, birbirine benzeyen insanlar “bir elmanın iki yarısı gibi”dir; Japonya’da ise benzeyen kişiler “iki kavun”dur. Japonca’daki “suda akıtmak” deyimi anlamca, “köprünün altından çok sular akması”na benzer.

Nesneler

Türkçe’de sessiz kalmayı övmek için kullanılan “(söz gümüşse) sükut altındır” sözü Japonlar tarafından da aynı şekilde kullanılmaktadır. Japonlar’ın “su köpüğü” olarak ifade ettiği deyim, Türkler tarafından “sabun köpüğü” olarak kullanılmaktadır ve geçici, etkisi kısa süren anlamındadır.

 Diğer

Arası iyi olmak” dendiğinde, hem Japonlar, hem Türkler kastedileni gayet iyi anlar.

İnsanların kendi uzmanlık konularını bireysel işleri söz konusu olduğunda kullanamadığını ifade ederken Türkçe’de “terzi kendi söküğünü dikemez” denirken, Japonca’da “doktor kendi hastalığını iyi edemez” denmektedir.

Japonlar’ın “deniz fenerinin dibi karanlıktır” deyimi, Türkler’in “mum dibine ışık vermez” deyimi ile aynı anlamdadır.

Sırlar sözkonusu olduğunda Japonlar, “duvarların kulağı, kapıların gözü vardır” derken, Türkler “yerin kulağı vardır” der.

Türkçe’de “pişmiş aşa soğuk su katmak” ile kastedilen anlam, Japonca’da “sıcak suya soğuk su katmak” olarak ifade edilir.

“Gemiyi kaçırmak” şeklinde Japonca’da söylenen deyimde “gemi” ifadesinin kullanılması, sanırım Japonya’nın bir ada ülkesi olmasından ileri geliyor; Türkçe’de aynı anlama gelen deyim, “trenin kaçması”dır.

Utanç halinde, Türkler “yer yarılsa da içine girsem” derken, Japonlar da “bir çukur olsa da girsem” demektedir.

 

Yukarıda belirtilen deyimler, sadece seçilmiş örneklerdir. Araştırıldığı takdirde, çok sayıda benzerlik bulunacaktır…

]]>
http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/26/japonca-ve-turkce-ortak-deyimler-ii/feed/ 0
Kaynak ve Teşekkür http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/kaynak-ve-tesekkur/ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/kaynak-ve-tesekkur/#comments Sun, 23 Feb 2014 23:00:32 +0000 http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/?p=11 Continue reading]]> TÜRKÇE VE JAPONCA: ORTAK DEYİMLER

  1. Kodansha’s Dictionary of Basic Japanese Idioms
  2. “Common Japanese Collocations: A Learner’s Guide to Frequent Word Pairings” Kakuko Shoji
  3. “101 Japanese Idioms: Understanding Japanese Language and Culture Through Popular Phrases” Senko K. Maynard

 

JAPON MİTOLOJİSİ

  1. “日本の神話” 松田緑  (Japanese Graded Readers, Level 3 Vol. 2, #9)
  2. http://www.japanesemythology.jp/yomi-no-kuni/

 

SUŞİ: JAPON VE BATI TARZI

  1. http://food.japan-talk.com/food/new/japanese-vs-western-sushi-the-calorie-countdown
  2. http://current.com/groups/food/88828475_japan-to-crack-down-on-shady-western-sushi-joints.htm
  3. http://www.squidoo.com/kinkisushi#module69490121
  4. http://trainwithlibby.blogspot.com.tr/2009/10/blog-15-japanese-sushi-vs-western-sushi.html
  5. http://www.mattbarton.net/tikiwiki/tiki-view_blog_post.php?postId=5384

——————————————————

Japonca’yı benim için bir “amaç” olmaktan çıkartıp “araç” haline dönüştüren tüm değerli hocalarıma:

Asano Ryoko

Hirakawa Shunsuke

Matsuzawa Fumiko

Göksenin Tosun

Muraki Yoshiko

Sena Özgünay

en derin saygılarımla…

 

]]>
http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/kaynak-ve-tesekkur/feed/ 0
SUŞİ: JAPON VE BATI TARZI http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-3/ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-3/#comments Sun, 23 Feb 2014 23:00:20 +0000 http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/?p=9 Continue reading]]> Sushi

Sanıyorum ki, suşi, Japon mutfağının en ünlü yemeğidir. Kökeni, balığın tazeliğini korumak için pirinç içerisine koymak metoduna dayanıyor. Nasıl hazırlanacağı, içine neler konulacağı, nasıl bir şekil verileceği gibi konular, Japon kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Suşi, dünyada popülerleşirken, yeni suşi türleri de ortaya çıkmıştır. Bu ayrışma, Japonca’da “geleneksel suşi” ve “batı tarzı suşi” olarak adlandırılmaktadır. Bu iki tip suşi arasında çok ciddi farklar olduğu söylenmektedir.

Öncelikle, geleneksel suşinin, yağ ve kalorisi oldukça düşüktür. Genelde 3-4 çeşit malzeme ile yapılır ve yalındır. Yalnızca balık, pirinç ve sirke ile yapılması dahi mümkündür. Balık çiğ olarak kullanılır.

Buna karşılık, batı tarzı suşi, geleneksel suşiden çok daha çeşitli malzemelerle yapıldığı için boyutu genelde büyüktür. Malzemeler arasında yağlı yiyecekler de bulunur; örneğin tempura, mayonez, krem peynir, avokado, vb. Bunun sonucu olarak da besin değeri olduça yüksektir. Lezzetleri de birbirinden tamamen farklıdır. Klasik Japon suşisinin tadı yavanken, batı tarzı suşinin tadı daha barizdir. Amerikalılar, tuz, yağ ve şekeri çokça sevdiklerinden, suşiyi de bu şekilde yapmaktadırlar. Bunun da, kültürün damak tadına olan etkileriyle ilgili bir durum olduğunu düşünüyorum. Amerika’daki suşi restoranlarının büyük bölümünde, balık çiğ değil, füme edilmiş şekilde suşi yapılır. Ayrıca vejetaryenlerin sayısının da çokluğuna bağlı olarak, çokça sebze içeren suşiler servis edilmektedir.

Sushi

Japonya’da pahalı restoranlardaki suşi yüksek kalitede ve yüksek fiyattadır. Ailelere ve çalışanlara yönelik restoranlar ise, uygun fiyatta suşi yemek için tercih edilmektedir. Bu tür restoranlarda 2’li nigirinin fiyatı yaklaşık 1 USD’dır. Oysa Amerika’da suşinin kalitesine bakılmaksızın, fiyatı hep yüksektir. 2’li nigirinin fiyatı yaklaşık 3 USD’dır. “Yabancı ülke yemeği” olarak satıldığı için bu şekilde fiyatlandırıldığını tahmin edebiliriz.

Japonların çoğu, batı tarzı suşiden hoşlanmamaktadır. Öyle sanıyorum ki, bunun sebebi, hem lezzeti sevmemeleri, hem de “Japon yemeği” adı altında alakasız bir yemeğin satılıyor oluşuna duydukları antipatidir. Batı tarzı suşinin lezzetini seven Japonlar dahi, “Bunun suşi olduğunu düşünmüyorum” demektedir.

Bundan sonra suşi yerken, bu farklılıklara da dikkat ederek yiyelim mi?

]]>
http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-3/feed/ 0
JAPONCA VE TÜRKÇE: ORTAK DEYİMLER http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-2/ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-2/#comments Sun, 23 Feb 2014 23:00:06 +0000 http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/?p=7 Continue reading]]> jp-trDeyimler, bir dil ve kültüre ilişkin faydalı kaynaklardır. Farklı dillerdeki adların birbirine benzeyip benzemediği çok fazla dikkat çekmezken, özel anlam taşıyan kelime gruplarının benzerliği dikkat çekicidir. Türkçe ve Japonca’da böyle deyimler var mıdır acaba?

Hem Türkçe, hem de Japonca deyimler açısından çok zengindir. Tamamen birbirinin aynı deyimler olduğu gibi, benzeşen deyimler ve kelimeleri benzer olup anlamı farklı olan deyimler de mevcuttur. Türkçe ve Japonca’nın birbirine benzer deyimleri, tamamen aynı deyimlerinden sayıca hayli fazladır. Her iki dilde aynı durumlara yönelik deyimlerin kullanılagelmesi de oldukça ilginçtir.

İnsan ve insan vücuduna dair deyimlerle başlayalım:

Eli uzun” deyimi, Türkçe’de de, Japonca’da da hırsızlık eğilimi olan kişileri tarif ederken kullanılır. “El” ile ilgili bir diğer deyim “el birliği yapmak” olup, hem Türkçe’de, hem Japonca’da aynı anlamda kullanılmaktadır.  “Kol altı”, Japonlar tarafından rüşvet anlamında kullanılmaktadır. Türkçe’de ise “el altı”, gizlilik sözkonusu olduğunda kullanılmakla birlikte, rüşvetle ilgili olarak kullanılabilmesi de mümkündür.

Bakacak yüzü olmamak” diyerek, hem Türkler, hem Japonlar, çok utanılan bir durumu ifade etmektedir. Bir Japon’un “kulağı ödünç vermek” dediğini duyarsanız, “kulak vermek” deyimini anlayın. “Göze göz, dişe diş”, Türkiye’de ve Japonya’da aynı anlamda kullanılmaktadır; bu deyimin kökeninin Hammurabi Kanunları olması muhtemeldir.

İnsanların asla değişmediğini anlatmak için Türkçe’de “7’sinde ne ise 70’inde de o” denirken, Japonca’da “3 yaşındaki huy 100 yaşına kadar” denmektedir.

Japonca’da “ayakların dibine (tabanına) bakmak”, birinin zayıf yönünü kullanmak anlamındadır. Oysa Türkçe’de “dost başa, düşman ayağa bakar” denir. “Ayak”, her iki deyimde de kişinin zayıf yönü anlamında ise de, Türkçe deyimde sadece bu zayıflığı fark etmek anlamı varken, Japonca deyimde bunu kullanmak sözkonusudur.

Burnu yüksekte”, hem Türkçe’de hem de Japonca’da neredeyse aynı anlama gelse de, bakış açıları birbirine terstir. Türkçe’de bu deyim kişinin kendisi için asla kullanılmaz, yalnızca başka insanları tarif ederken kullanılır ve olumsuz anlam yüklüdür. Japonca’da ise kişi kendi duygularını ifade ederken de bu deyimi kullanabilir ve bu deyim iyi anlam içerir.

Yeniliklere kapalı anlamında kullanılan “eski kafalı” sözü, Japonca’da da “kafası/başı eski” olarak söylenir. Türkçe’de “keskin zeka” olarak ifade edilen özellik, Japonca’da “kafası kesiyor” şeklinde kullanılır.

Devamını okumak için…

 

]]>
http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-2/feed/ 0
JAPON MİTOLOJİSİ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-1/ http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-1/#comments Sun, 23 Feb 2014 22:59:45 +0000 http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/?p=5 Continue reading]]> izanagiJapon mitolojisi, 1300 yıl kadar önce yazılmış Japon tarihsel kayıtlarına dayandırılmaktadır. “kojiki” denilen bu tarihi kayıtlarda yer alan hikayeler, Japonya’nın yaratılışından başlar ve insan özelliklerine de sahip tanrıların maceralarını anlatır.

1.            Japon Ülkesinin Meydana Gelişi

Başlangıçta, dünyada gökyüzü, deniz, yeryüzü net olarak ayrılmamıştı. Gökyüzü ve yeryüzü oluştuğunda, çok sayıda tanrı da doğmuş oldu. Bir gün, “takamagahara” denilen cennette yaşamakta olan tanrılar bir toplantı yaptı. Genç tanrıça ve tanrı da çağrıldı. Tanrının adı “İzanagi”, tanrıçanın adı ise “İzanami” idi. Tanrılar bu ikisine çok uzun bir mızrak vererek “İkiniz, birlikte, ülkeyi yaratın” dediler.

Bu sırada, Takamagahara’nın altında su ve yağdan oluşan bir deniz bulunuyordu. İzanagi ve İzanami, cennetteki muhteşem bir köprünün üzerinden, uzun mızrağı, aşağıdaki su ve yağ denizinin içine daldırdı. Mızrağın ucundaki yağ gibi madde, şlop diye dibe düştü. Bu, sert yer kabuğuna dönüştü ve bir ada oluştu. İzanagi ve İzanami, bu adaya inerek orada evlendiler. Önce Awaji Adası’nı, sonra Shikoku, daha sonra da Okinoshima, Kyuushuu gibi çok sayıda adayı doğurdular. Bu ortaya çıkan adalar, şimdiki Japonya’yı oluşturan adalardır.

2.                   Ölüm ülkesi

İzanagi ve İzanami,  Japon adalarını doğurduktan sonra, çok sayıda tanrıyı doğurdular; taş tanrısı, deniz tanrısı, nehir tanrısı, dağ tanrısı, çimen tanrısı, gemi tanrısı, yiyecek tanrısı, vb. İzanami, en son olarak ateş tanrısını doğurunca, vücudu ateşten yanarak öldü. İzanagi, tüm kalbiyle İzanami’yi sevdiği için, onu aramak için Ölüler diyarına (Ölüm ülkesi) gitti. Ölüler diyarının girişi önünde, ağlayarak bağırdı:

“İzanami, İzanami, haydi beraber geri dönelim ve birlikte yaşayalım.”

Bu sesi duyunca, İzanami, Ölüler diyarının girişinin yakınına kadar geldi:

“Buraya kadar geldin demek, ama ne yazık ki… Ben bu diyarın yemeklerini yedim artık. O yüzden artık Ölüler diyarının bir ferdi oldum. Geri dönemem. Ama benim için buralara kadar geldiğin için Ölüler diyarının tanrısıyla konuşmaya çalışacağım. Orada beni bekle lütfen. Sakın buraya girme.”

Devamını okumak için…

]]>
http://www.jikad.org.tr/yarisma/osamu/2014/02/23/penceremden-1/feed/ 0